|
Bingöl Hakkında Genel Bilgiler
 GENEL BİLGİLER Yüzölçümü: 8.125 km² Nüfus: 250.966 (1990) İl Trafik No: 12 Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat bölümünde yer almaktadır. Bu bölgede adı efsanelere geçmiş bu yöreye "Bingöl" adını vermişlerdir. Kaleleri, kayak merkezi ve yüzen adası ile ilgi çeken bir ildir. İLÇELER Bingöl (merkez), Adaklı, Genç, Karlıova, Kiğı, Solhan, Yayladere ve Yedisu. Genç İlçesi: İl merkezine 20 km uzaklıkta olan İlçe sınırları içinde, Sürekli (Diyarbug) köyü sınırlarında Pers Hükümdarı tarafından yapıldığı sanılan Daraheni (Kral kızı) Kalesi kalıntıları ile aynı köy sınırları içinde iki kümbet mevcuttur. Kiğı İlçesi: İl Merkezinden uzaklığı 150 km'dir. İlçedeki başlıca tarihi yapılar, 1401-1402 'de Akkoyunlu .Fahrettin Kutluk Bey' in oğlu Pir Ali Bey tarafından yaptırılan Kiğı Camii, İlçe merkezinde Eskişehir Mahallesinde Balaban Bey Camii ve çeşmesi ile Çanakçı Köyünde Mürsel Paşa Abidesidir. Solhan İlçesi: İl merkezine 60 km uzaklıktadır. Hazarşah Köyü Aksakal Mezrası mevkiinde bulunan bir doğa harikası olan Yüzen Ada çok ilginç olduğu, kadar çok da güzel bir yapıya sahiptir. Gölün ortasında bulunan ada, göl üzerinde hareket etmektedir. Yayladere İlçesi: İl Merkezinden uzaklığı 110 km.dir. İlçede hala birçok orijinal özellikleri bozulmamış olan Cenevizlerden kalma olduğu sanılan tarihi bir kale mevcuttur. Kalkanlı Köyü civarında ise içinde tarihin ilk çağlarında insanların barındığı tahmin edilen duvarları bir çok oyma sanatı ile süslü mağaralar ve bu mağaraların çevrelediği şelale ilgi çekici yerlerdir. Yedisu İlçesi: İl merkezine olan uzaklığı 140 km. dir. Doğal güzellikleri arasında Şen Köyü şelalesi ve Akımlı'ya bağlı perçivenk mıntıkasında bulunan şelale yer almaktadır. NASIL GİDİLİR? Karayolu: Türkiye'nin her yerinden karayolu ulaşımı mümkün olup, Otogar kent merkezindedir. Otogar Tel : (+90-426) 214 38 48 -214 38 58 -214 38 68 Demiryolu: Genç ilçesinde bulunan istasyon vasıtasıyla doğuda Tatvan'a, batıda ise Elazığ bağlantılı olarak İstanbul'a kadar demiryolu ulaşımı mümkündür. İstasyon Tel : (+90-426) 411 30 27 Havayolu: Kente en yakın havaalanı Muş ilinde(118 km) bulunmakta olup, Cumartesi ve Pazar hariç Ankara'dan direkt uçak seferleri bulunmaktadır. GEZİLECEK YERLER Yüzen Ada Solhan İlçesinin Hazarşah Köyü Aksakal Mezrası mevkiinde bulunan bir doğa harikası olan Yüzen Ada çok ilginç olduğu, kadar çok da güzel bir yapıya sahiptir. Gölün ortasında bulunan ada, göl üzerinde serbest hareket etme kabiliyetine sahiptir. Kayak Merkezi Bingöl - Yolaçtı Kayak Merkezi Doğu Anadolu Bölgesi, Bingöl ili sınırları içindedir. Şehir merkezine olan uzaklığı 25 km.dir. Ulaşım: Ankara'ya 916, İstanbul'a 1313 km. uzaklıkta olan uzaklıkta bulunan Bingöl'e her gün çeşitli illerden karşılıklı otobüs seferleri bulunmaktadır. Kayak tesislerine ulaşım özel araçlarla mümkündür. Coğrafya:Karasal iklime sahip kayak merkezinde kayak sezonu Arallık ayında başlar ve Mart ayına kadar devam eder. Konaklama ve Diğer Hizmetler: 50 yatak kapasiteli bir Kayak Evi bulunmaktadır. Sağlık ve diğer hizmetler için Bingöl Kent merkezinden faydalanılmaktadır. Mekanik Tesisler ve Pistler: Uzunluğu 925 m. olan 500 Kişi/Saat kapasiteli, 499 teleski tesisi bulunmaktadır. Pist uzunluğu 1000 metre olup acemi ve ileri düzey kayakçılar için güzergahlar bulunmaktadır. Alt istasyon 1650 üst istasyon 1890 metredir. Ortalama meyil % 25'dir. Termal Kös Termal Turizm Merkezi Yeri: Bingöl - Karlıova yolu üzerindedir. Ulaşım: Bingöl il merkezine 18 km. uzaklıktadır. Suyun Isısı: 47oC PH Değeri: 6,1 Özellikleri: Sodyum, Bikarbonatlı, Sülfatlı, kısmen Klorürlü ve radyoaktif bir bileşime sahiptir. Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleri Tedavi Ettiği Hastalıklar: Romatizma, kalp ve kan dolaşımı, solunum yolları, kadın, sinir ve kas yorgunluğu gibi hastalıklarda olumlu etki yapar. Konaklama: 30 oda, 60 yataklı bir otel mevcuttur. Avcılık Avcılık yönünden Bingöl, tabiatın insanoğluna bahşettiği ender yerlerden biridir. Eylül-Ekim-Kasım aylarında keklik, tavşan, çulluk, tilki, çil ve bıldırcın avı yapılmaktadır. Ocak ve Şubat aylarında da tavşan, keklik, tilki, kurt ve sansar gibi hayvanların avı yapılmaktadır. Kasım-Aralık-Ocak-Şubat aylarında Murat, Göynük, Gülbahar, Gayt ve Çapakçur çaylarında balık avlanmaktadır. COĞRAFYA Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat bölümünde yer alan Bingöl ili Muş, Erzurum, Erzincan, Tunceli, Elazığ ve Diyarbakır illeri ile çevrilidir. İl Merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1.151 metre olup, arazi yapısı dağlık ve engebelidir. İl genelinde yazların sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçtiği karasal iklim şartları hüküm sürmektedir. TARİHÇE Bingöl ve çevresi Urartu, Asur, Pers, Roma, Arap, Selçuklu, Saltuk, Akkoyunlu, Safevi ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır. 1936 yılında "Çapakçur" adı ile il olmuş ve adı "Bingöl" olarak değiştirilmiştir. NE YENİR? Yörede üretilen dut pekmezi ve Bingöl balı tadılmalıdır. Atapark ve Soğuk Çeşme mevkiinde yöresel yemekler yenebilir. Bingöl'den Yemek Tarifleri Tutmaç Çorbası Malzemeler: 500 gr. Un 1 kg. yoğurt 2 baş sarımsak 1 kaşık tereyağı 200 gr. Kavurma Yeteri kadar toz biber, nane ve tuz Hazırlanışı: Un biraz su ve tuz ile yoğrulur. Hamur kağıt inceliğinde yufkalar halinde açılarak bir bez üzerine tek tek istenilen büyüklükte kesilir. Önceden hazırlanmış yoğurda bir miktar su katılarak hafif ateşte kaynayıncaya kadar karıştırılır. 5 dakika kaynadıktan sonra kesilmiş olan yufkalar ilave edilir. Bir miktar kavurma içine atılarak 15 dakika sonra ateşten indirilir. Tavada eritilen tereyağına isteğe göre acı biber, nane konarak ateşte kavrulur. Tabaklara konan çorbaya bu sos ilave edilerek servis yapılır. Mastuva Malzemeler: 2 Kg. ayran 250 gr. Pirinç 125 gr. tereyağı Hazırlanışı: Pirinç yıkandıktan sonra geniş bir tencereye konur. Ayran ilave edilir, karıştırılarak normal yanan ocağa konur. Ayranın bozulmaması için kaynayıncaya kadar tahta kaşıkla sürekli karıştırılır. Kaynadıktan sonra karıştırma işlemi bırakılarak katı hale gelinceye kadar pişirilir. NE ALINIR? Yörede üretilen dut pekmezi ve Bingöl balı alınabilir. LİNKLER Bingöl Valiliği http://www.bingol.gov.trOHAL Valiliği http://www.ohal.gov.trYAPMADAN DÖNME Yüzen Ada'yı görmeden, Bingöl Halkoyunlarını izlemeden, Ata Park ve Soğuk Çeşmede yemek yemeden, Bingöl Balı ve Dut Pekmezi satın almadan, ....Dönmeyin.
|
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
Arkadaşına tavsiye et> |
Assiana House- ÜRGÜP
FirmaTanımı: 12 yillik Asia Minor serüvenininden sonra... Bize katılan pek cok deneyim sonucunda, Assiana sizleri konuk etmek icin özenle hazırlandı! Aslinda çok da denedikse de kelimelere sığdıramayacağımız güzellikteki manzarasıyla, bulunduğu mevki sebebiyle, geniş Terası, aydınlık Odalarıyla, sizlere anlatamayacağımız Ürgüp'teki evinizde biz hep sizleri bekliyor olacağız! Ürgüp'teki evinizde nice güzel günler geçirmeniz dileklerimizle... Müşteri Görüşü: 23 nisanda kapadokyadaydım gezdim gördüm büyülendim geldim ve sizlerle paylaşmak istedim. Çok güzeldi.Kaldığımız yer Ürgüp de ASSIANA HOUSE kaya ev idi. http://www.assianahouse.com/tr_index.htmlSahibi Mevlüt Bey ve Suna Hanım çok kibar, konuksever ve iyi bir şekilde ağırladılar bizi.Mevlüt bey bizi karşıladığında evinize hoş geldiniz demişti .Gerçekten evimizde gibi hissettik kendimizi. odamıza yerleştikten sonra mevlüt bey bize kapadokyayı anlattı ve nasıl gezecegimiz hakkında kapadokya haritası üzerinde yönlendirdi ve gezimize başladık Özellikle kaya oyma evler, eski Rum evleri ve ortam büyüleyici idi.Kiliseler çoğunlukta idi.Ama nerdeyse hepsindeki resimlemeler insan eli ile yok edilmiş.Yani kendi tarihimizi yok etmişiz.Muhtemelen daha gezmediğim yerleri de vardır.Mesela soğanlı ve ıhlara çıkışından sonra Aksaraya giderken gördüğüm Yaprakhisar, Nar ve Hacıbektaş,Gülşehir. Bir daha kısmet olr gidersem buraları da gezmek istiyorum Resim de eklemek istiyorum ama nasıl yaılıyor bilmiyorum Ayrıca Avanos ta çömlek üzerini çok ince işçilikle,tarihi figürlerle boyuyorlar.El emeği göz nuru gerçekten.Suna hn'ın bir arkadaşı yapıyordu bu işi onunlada tanıştık ve tabiki sipariş testi ve çanağımızı da verdik  

|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
Arkadaşına tavsiye et> |
Hoyran Wedre Köy Evleri

Web adresi:
http://www.hoyran.com
Hoyran Wedre Toros dağlarının koynunda, denizden yüksekliği 500 m. olan kendi halinde, sessiz ve vakur Hoyran köyünde bulunmaktadır. Akdeniz’e yüksekten bakar; bulunduğu yerden Kekova’dan başlayarak Gelidonya burnuna kadar ufuk çizgisi izlenir. Kekik, adaçayı, çalba gibi doğal bitkiler ve buğday tarlalarıyla yanyana bulunan konuk evlerimiz; badem, harnup (keçiboynuzu), defne, menengiç, zeytin, pıynar ve incir ağaçları arasında, şehirden uzak tamamen doğa ile içiçe tatil geçirmek isteyenler için, konforlu olanaklar sunan bir mekandır. Hoyran Wedre Toros Dağları’nın koynunda, deniz seviyesinden 500 m. yükseklikte ve ekolojik malzemeler kullanılarak inşa edilmiştir. Bu da konuklarımızın makiler arasında yazları serin ve rahat bir ortamda tatil yapmalarını sağlamaktadır.
MİMARİMİZ Hoyran Wedre’nin inşasında bölgenin otantik mimarisi temel alınmıştır. İnşaatta yörenin doğal taşları ile çam ve sedir ağaçları kullanılmıştır. Binaların iç sıvası toprak, saman ve kireçten oluşan doğal malzemelerle yöredeki eski evlerde kullanılmış yönteme uygun olarak yapılmıştır. Bu şekilde doğal bir ısı yalıtımı ve nefes alan duvarlar yaratılmıştır. Bu da odaların yazın serin, kışın sıcak olmasını sağlamaktadır. Köydeki eski evlerde bulunan ve yok olmaya başlayan kapı, pencere, raf, yüklük ve gömme dolaplar gibi çok güzel ahşap işleri evlerimizde yeniden hayat bulmuştur. Her odada bulunan şöminelerin dış görünüşünde de eski ailenin tüm yemek pişirme ve ısınma işlemini gerçekleştirdiiği ocaklıkların yapısı baz alınmıştır.
YEMEKLERİMİZYöresel yemekler, zeytinyağlılar ve deniz mahsulleri otelin menüsünü oluşturmaktadır. Mutfakta kullanılan yağ, süt, peynir, yoğurt, bal, pekmez ve zeytin Hoyran ve çevre köylerden elde edilmektedir. Ev yapımı erişteler, reçeller, yöreden sağladığımız sebze ve meyveler damak tadını bir kat daha arttırmaktadır. BAHÇEMİZ Hoyran Wedre 14 dönümlük bir bahçe içinde yer almaktadır. Bahçemizde büyümekte olan meyve ağaçlarına (Elma, armut, badem, ceviz, erik, kiraz, kayısı, kiwi, nar, mandalina, limon, dut, incir, zeytin, şeftali, harnup, fıstık çamı) defne, pıynar, menengiç gibi doğal ağaçlar kardeşlik etmektedir. Bahçemizde ayrıca kekik, ada çayı, çalba, nane gibi bitkiler ekolojik olarak yetiştirilmektedir. Bitki ve ağaçlarımızı sulamak ve konuklarımızı serinletmek amacıyla bahçemizde yirmiye yakın taş çeşme bulunmaktadır. Bahçemizdeki yürüme yolları sadece yöre taşları ve toprak kullanılarak oluşturulmuştur. Ayrıca bahçemizde; içinde zaman zaman şiir, felsefe ve müzik gecelerine sahne olan iki küçük anfitiyatro, bir dilek tüneli ve sürpriz köşeler bulunmaktadır
HAYVANLARIMIZÖncelikle tavuklarımız var; bize doğal yumurta sağlayan; özverili, yemlerini kumru ve serçelerle paylaşan ve zaman zaman şahinlerin pençesinden veya tilkilerin dişlerinden kurtulamayan. Bir de köpeğimiz Çapar var yaşam dolu; duygusal arkadaşımız. Bağlanınca veya gezmeye götürülmeyince küsen; hüzünlü ve coşkulu, sevinçli ve öfkeli, çevik ve miskin ve sadık dostumuz. Bahçemizde ara sıra görebileceğiniz evcil olmayan diğer hayvanların bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Baykuş, kurbağa, kelebek, kaplumbağa, şahin, serçe, kumru, kırlangıç, bıldırcın, alaabak vb.
HAVUZUMUZ Mimarisini yöredeki hayvanların su içmeleri için yapılan ve adına “Aşırı” denilen göletlerden aldığımız havuzumuz, konuklarımıza denize gitmedikleri sıcak akdeniz gündüzlerinde denizi uzaktan seyrederek serinleme, güneşlenme, hayal kurma ve kitap okuma vb. gibi “Tembellik hakkı” sunmaktadır. Aynı mimari yapı kullanılarak yapılan minik havuzumuz ise çocuklarımızın eğlenceli vakitler geçirmesini sağlamaktadır.
ODALARIMIZ 2 suit, 9 çift kişilik odadan oluşan konuk evimizde 24 saat sıcak su bulunur ve odaların hepsinde şömine ve banyo vardır. Konuk evlerimizin bulunduğu konum ve ekolojik inşası odalarda serin ve rahat bir ortam yaratmasına rağmen klimalı oda talebinde bulunabilecek konuklarımız için bazı odalarımıza klima konmuştur. Odaların hepsi birbirinden farklı döşenmiş ve odalardaki bir çok eşya antikacılardan toplanıp tamir edilmek suretiyle tekrar kullanıma kazandırılmıştır. Perde ve raf örtüleri tamamen el işi olup; yörenin dantel ve kanaviçe motifleri ve renkleri kullanılarak hazırlanmıştır. Yataklarımızı el yapımı saten çeyizlik yorganlar tamamlamaktadır. Her yorgan kendine özgü renk, desen ve motiflerle işlenmiştir. Her odada bulunan raflarda Türkiye’nin bir çok yerinden toplanmış bakır kap kacaklar yerlerini almışlardır. Tüm odalarda yün iplikler ve % 100 bitki kök boyaları kullanılarak dokunmuş yöresel kilimler bulunmaktadır.
HOYRAN KÖYÜ'NÜN TARİHİ
Anadolu’nun en eski uygarlıklarından Likya’nın kentlerinden biri olan Hoyran, geçmişin kayalarda bıraktığı izlerle dolu... Gelidonya Burnu, Andriake (Çayağzı) Limanı, Gökkaya Koyu, Kekova Adası, Kale (Simena), Üçağız (Teimioussa) ve Sıçak Yarımadası... MÖ 3000 yıllarına uzanan tarihleriyle Anadolu’nun en eski halklarından olan ve özgürlüklerine düşkünlükleriyle ünlenen Likyalıların yerleşim birimlerinden biri Hoyran. Akdeniz’e hakim bir tepecikte kurulan ören yerinin adı ‘ana tanrıça ülkesi’ anlamına geliyor. Antik kentin binlerce yıllık hikâyesini anlatan kalıntılarla dolu alanın bir bölümü, köy evleriyle iç içe geçmiş durumda. Köyün son evlerinin bulunduğu tepecikte, Bey Dağları’nı ve Akdeniz’i seyreden anıtsal mezar ve sunak yeri şehrin zengin geçmişine tanıklık eden eserlerin başında gelmektedir. Kentten arta kalan asıl kalıntılar, köye beş dakikalık mesafede. Tarlaların arasından geçen yol, semerdam biçimli çok sayıda mezarın yer aldığı nekropolis alanına çıkıyor öncelikle. Patikanın solunda üçlü lahit grubu görülüyor. Ardından kaya mezarları ve lahitlerden oluşan açık bir alana giriliyor.
İlkbaharda papatyaların bir çiçek bahçesine dönüştürdüğü ören yerinin en önemli anıtı, üzerinde silahıyla betimlenen bir savaşçı kabartmasının bulunduğu lahit altı sütunu. Zamanın acımasızlığına inatla direnen göz kamaştırıcı sütun, ören yerinin bekçisi gibi duruyor adeta. Nekropolis alanında ayrıca iki kaya mezarı ve etrafa dağılmış birkaç dinsel sunak yeri göze çarpıyor. Tepedeki akropolise çıkan patika, kayaya işlenmiş iki anıtsal mezarın yanından geçiyor. Ev biçimindeki bu mezarlardan birinin yan duvarı kabartmalarla süslenmiş. Öldükten sonra ruhlarının kuşlar tarafından geri getirileceğine inanan Likyalılar, mezarlarını ev benzeri bir mimari tarzda yaparlarmış.
Kalıntıların bulunduğu en yüksek tepeye kurulan akropolis alanı, duvarları kiklop (taşın doğal biçimde üst üste konuluşuyla yapılan) tarzda inşa edilmiş bir iç kaleyle çevrili. Bir yanda Likya ülkesinin gizemli tarihi, bir yanda Akdeniz’in adalarla süslenmiş mavi güzelliği arasındaki antik kapı, Bey Dağları’nın en yüksek tepesi Kızlarsivrisi’ni de içine alan karlı doruklar resmine bir çerçeve vazifesi görüyor sanki. Geçit vermeyen sık çalılar nedeniyle kaleyi dolaşmak hayli zor. Taraçalanmış akropolis alanındaki yapı kalıntıları arasında, heybetli bir sunak taşı göze çarpıyor. Ören yerinin tiyatrosu ortaya çıkarılamadığından, şehrin Likya birliğindeki önemi konusunda net bir fikir elde edilememiş henüz. Birçok Likya kenti gibi komşularını gören bir konumda yer alıyor Hoyran. Kyaneai, Trysa, Trebenda, Tyberissos, Simena ve Teimioussa gibi kentler, haberleşme kolaylığı açısından aynı hat üzerindeki tepelere kurulmuşlar.
NASIL GİDİLİR?
Hoyran Antalya havaalanına 180 km. uzaklıktadır. Demre-Kaş yolunun 15. km.sinde bulunan Davazlar köyünden sola sapıldıktan 3 km. sonra Hoyran köyüne ulaşılır..
Konuk evimizde yapılabilecek faaliyetler: Yüzme Bisiklet Masa tenisi Yürüyüş Yer satrancı Bahçe işleri (Mevsiminegöre: Ağaç sulama, budama, kekik ve ada çayı ekme, dikme ve çapalama)
Talep üzerine çevrede yapılabilecek organizasyonlar: Mavi Tur Yürüyüş Su altı sporları Yamaç paraşütü Kano Likya Yürüyüş Yolu
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
Arkadaşına tavsiye et> |
|
Zeytinlikler arasında Hatay'ın şirin bir ilçesi

Altınözü
Altınözü, Hatay'da zeytinciliğin en yoğun yapıldığı yer. Adını toprağının bereketinden alan Altınözü’nde, Müslüman’ı Hristiyan’ı, Arap’ı Türk’ü birlikte yaşıyor. Çok kültürlülüğün hakim olduğu Altınözü, geleneksel yaşamdan bir kesit sunuyor.
 Antakya merkeze yarım saat uzaklıktaki Altınözü İlçesi’ne gitmek için Antakya’dan kalkan dolmuş taksilere biniyoruz. Suriye sınırında dağlarla çevrili bu küçük ilçe geleneksel yaşamın bozulmamış saflığını ortaya koyuyor. 45 köyün bulunduğu Altinözü’nün nüfusu 8 bine yakın. Suriye ile sınır olan Altınözü, aynı zamanda Yayladağı, Samandağ ve Reyhanlı ilçeleri ile de komşu. İlçenin isminin bereketli topraklarından geldiği sanılıyor. Altınözü biberinin ünü dünyaya yayılmış, Hatay’da zeytinciliğin en yoğun yapıldığı yer de burası. Türkiye’de en çok traktöre de burada rastlamak mümkün. Altınözü’nde zeytinciliğin yanısıra buğday, arpa, tütün, biber olmak üzere birçok sebze ve meyve çeşidi üretiliyor.
1945 yılında kurulan ilçe, Antakya merkez ile yoğun bir ulaşım trafiğine sahip. Dolayısıyla ilçeye ulaşım çok kolay. Altınözü’nün merkezindeki meydana vardığınızda, hemen dikkatinizi banklarda, dükkan önlerinde oturan insanlar çekiyor. Altınözü hala insanların birarada olmaya önem verdiği bir yer. Sohbet için bir gölge altı yetiyor.
Altınözü, köyleri ve merkezi ile birbirine sıkı sıkıya bağlı bir yerleşim. Genel itibariyle bir kasabayı andıran ilçede, iki ya da üç katlı yapılar göze çarpıyor. Ama her bina neredeyse bahçe içinde, Altınözü insanı yeşili ve doğayı seviyor. Yaklaşıp soruyoruz yaşlılara yöre insanı nasıl geçinir diye. Altınözü büyük bir emek gücünü Antakya ve yöresine gönderiyormuş. Orada konuştuğumuz köylüler “Çalışanlarımızı hergün bu taksi dolmuşlar şehre götüp getirir. Burada hala çiftçilikle geçinenler de boş durmuyor. Bazılarımız zeytin yetiştiriyor” diyor. Gerçekten de Altınözü’nü gezerken sonbaharın yaklaştığı şu son yaz günlerinde büyüklü küçüklü zeytin fabrikalarını görüyoruz. Bu fabrikalardan rastgele birine giriyoruz. Zeytin mevsimi olmadığı için boş olduğunu görüyoruz. Neden bu kadar çok fabrikanın bir arada olduğu ve çalışmadığı konusunda edindiğimiz bilgi hayli ilginçti. Daha önce az sayıda zeytin fabrikası varmış. Bu işin çok karlı olduğunu düşünen bir çok kişi, fabrika yapmış. Neredeyse her köye 3-4 zeytinyağı fabrikası kurulmuş. Kar edemeyince de bir çok fabrika ölü bir yatırım olarak kalmış.
Toprak bereketli, insanları iyimser
Zeytinden başka tütün de önemli bir gelir kaynağıymış burada. Ancak şimdilerde artık tütün eken pek görülmüyor. 250 kiloya kadar kota getirilmesi, tütün ekimini büyük ölçüde olumsuz etkilemiş. Buna rağmen evlerin bahçelerinde kurumaya bırakılmış tütün demetleri görüyoruz. Kimi daha yeşil yeşil, kimisi kararmış yüzünü toprağa dönmüş. Çamaşır iplerine dizilmiş kirli renkleriyle tütünler.
Yörede çevremizden hiç eksi olmayan tek bitki incirdir. Neredeyse her bahçede incir ağaçları, daha yoğun olarak da nar ağaçları görüyoruz. Yol boyunca tarlalar arasında sınırı oluşturuyor sanki incir ağaçları. Ya da yolculara ‘göz hakkıdır’ diye ikram için dikilmiş diye geliyor aklımıza. Yolboyu uzanan incir ağaçları yanlarına nar ağaçlarını da almışlar. Bire bin veren bereketli nar bir çok yörede kutsal sayılır. Taşı, toprağı gibi suyu da bereketli sayılır buranın. Örneğin, Karsu Köyü yakınında kayalık mevkiinin altında bulunan Ilıcak kaynak suyu, yaz kış sıcak olur ve cüzzam, uyuz gibi hastalıklara iyi geldiğine inanılır.
Altınözü 60 yıl kadar önce ilçe olmasına rağmen, çok eski bir yerleşim alanı. Burada Hristiyan ve Müslüman, Türk ile Arap, milliyet ve din ayrımı yapmadan yıllardır birlikte yaşıyor. Bugün Altınözü’nde iki Hristiyan köyü kalmış; Tokaçlı ve Sarılar. Altınözü merkezden Tokaçlı Köyü’ne gitmek için Pazarköprü’nün üzerinden geçiyoruz. Dere yaz güneşin arta kalan suyu taşıyor. Köye doğru giderken lüks konutlar kendini gösteriyor. Villa tarzındaki binalar yurt dışında yaşayan, ancak tatillerde dönen Hristiyan vatandaşlara ait. Tokaçlı Köyü’nde bu modern binaların hemen yanında boşalmış tarlalar bereketini çoktan unutmuş. Köyde kalan yaşlılar ve kadınlar, ellerinde eşeklerin ipleri tarlalara iniyorlar. Tarlanın bir yanında çoktan kullanımdan kalkmış ‘batuz’u görüyoruz. Kullanılmaz durumdaki bu buğday ve zeytin ezici taş aletin diğer köylerinde hala yaygın olarak kullanıldığını görünce şaşırmamak elde değil. Köy meydanında tarihi Maria Ana Rum Ortodoks Kilisesi yeralıyor.
Müslüman ile Hristiyan bir arada
Kilisenin mensuplarından bir köylü buluyoruz. Aynı zamanda kilisenin de bakıcısı olan köylünün evi dışarıdan bakıldığında beyaz kireçle boyalı bir taş yığını gibi duruyor. Ancak dış kapıdan içeri girdiğimizde bizi gizli bahçesi ve çardağıyla farklı bir mekan karşılıyor. Çardağın bir yanından üzüm, diğer yanından nar meyveleri sallanıyor. Kilise bekçisinin adının Abdullah olması ilgimizi çekiyor. Biraz şaşırıyoruz. Çünkü ne de olsa Abdullah Müslümanlar için önemli bir isim. Bir Ortodoks’un adının Abdullah olmasına pek alışık değiliz. 80 yaşındaki Abdullah Amca bize kiliseyi gezdiriyor. Restorasyon yapılmasına rağmen kilisenin 600-700 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu söylüyor. Resmi olarak inşaa tarihi tam bilinmeyen kilisenin girişinde mermer üzerine Eski Ahit’te geçen 10 emir bulunuyor.
Altınözü’nün yeşil düzlüklerinde zeytinlikler, üzüm, nar ve incir bahçeleri geniş yer tutuyor. Doğanın içinde, ondan kopmadan insanların çalıştığı bir yer burası. Bir mevsim zeytinle diğer mevsim incirle geçiyor.
Aynı levha Sarılar Köyü’ndeki Marcircos Türk Hristiyan Ortodoks Kilisesi’nde de karşımıza çıkıyor. Maria Ana Rum Ortodoks Kilisesi’den ayinler Arapça yapılıyor. Bekçi Abdullah’ın ifadesiyle, her pazar namaz kılıyorlar. Günlük hayatlarını da, “Müslümanı, mesihi, kim kimdir bilmeyiz, birlikte yaşıyoruz” diye özetliyor.
Diğer Hristiyan köyüne, karşı tepede kurulu olan Sarılar’a gidiyoruz. Sarılar aslında mahalle olarak da biliniyor. Tokaçlı’ya göre daha çok gelişmiş ve daha kalabalık bir nüfusa sahip. Sarılar’da havanın da güzel olmasıyla insanlar evlerinin pencerelerini, kapılarını sonuna kadar açmış. Kulağımıza Arapça müzik tınıları geliyor. Marcircos Türk Hristiyan Ortodoks Kilisesi’nin papazı Cebrail Kuşoğlu güleryüzle karşılıyor bizi. Kilisenin bahçesinde, burada görev yapmış bazı papazların mezarları bulunuyor. Geniş bahçe içindeki bu mezarlar camilerin yanlarındaki mezarları ve türbeleri hatırlatıyor. Papaz Cebrail Kuşoğlu, Sarılar’ın 400 hanesi olduğunu ve Avrupa’daki gurbetçilerle birlikte nüfusun 5 bin civarında olduğunu söylüyor. 13. yüzyıl başlarında yapılan kilise 1872 yılında yaşanan bir depremde büyük hasar görmüş ve restore edilerek bugünkü görünümünü almış. Kilisenin yöredeki Hristiyanlar için önemli bir uğrak yeri olduğunu belirten Kuşoğlu, ibadetlerini Türkçe ve Arapça yaptıklarını dile getirerek; “Biz bu kutsal toprakların evlatlarıyız, dışarıdan gelmedik.” diyor. Sarılar’da gezerken seyyar bir kalaycıyı çalışırken görüyoruz. Öğlen güneşinin altında tencereleri kalaylayan Hasan Karadağ da, kalaycılığın baba mesleği olduğunu ve her gün böyle gezdiğini belirtiyor. Kalaycı, 15-20 dakika süren kalaylama karşılığı ise 7-8 YTL para kazanıyor.
Batuz’ta zeytin, tandırda ekmek
Altınözü’nün önemli tarihi eserlerinden biri olan Koz Kalesi’ne giderken, Kamberli Köyü’nün içinden geçiyoruz. Köylüler yaklaşan Cuma namazının telaşında. Kalabalık köy meydanında yaşlılar bir yere oturmuşlar, kendi aralarında konuşuyorlar. Arap kökenlilerin yaşadığı köyde yaşlılar yavaş yavaş Arapça’nın unutulmasından yakınıyorlar. İki katlı köy evlerinin pencerelerinde kurutulmaya bırakılmış kırmızı biberler görülüyor. Koz Kalesi’ne giderken uğrayacağımız son köy Koz Kalesi Köyü.
Nüfusu 900 civarında olan Kozkalesi Köyü’nün temel geçim kaynağı tarım. Köyün her evi bahçe içinde ve bahçeler meyve ağaçlarıyla dolu. Nar, üzüm, incir yine en çok gördüğümüz meyve ağaçları. Tokaçlı Köyü’nde bir kenara atılmış olan batuz burada hala kullanılıyor. Çeşmede yün yıkayan kadınlar görüyoruz. Herşeyin doğal ve güzel olduğu bir yer için herhalde çok uzaklara gitmek gerekmez. Köy daima ekmek kokuyor desek yanlış olmaz. Her evin bahçesinde bir tandır ocağı var ve sürekli yanan tandırlardan çıkan ekmeğin kokusu etrafa yayılıyor. Sıcak sıcak tandırdan çıkan ekmeğin üzerine güneşte kurumaya bırakılan ev yapımı domates salçasını koyup yemek de ayrı bir keyiftir.
Doğal ve tarihi güzellikleri
Sırtlan Mağarası, Yunushan Köyü’nün 3 km batısındaki mağara 20 m uzunluğunda ve 12 m genişliğinde. Oldukça karanlık mağarada sırtlanlar barındığı için Sırtlan mağarası deniyor. Tokaçlı Köyü çevresi de tarihi kalıntılar açısından oldukça zengin. Zamanında Meliki Hileni tarafından yazlık olarak kullanılan bu bölge da yapılan kazılarda çok miktarda altın eşya bulundu. Yarseli Barajı da hem su ihtiyacı hem de gezi alanı olarak büyük bir yere sahip. Altınözü ayrıca Hristiyanlar için önemli olan bir ismin mezarına da ev sahipliği yapıyor. 1071 yılında Malazgirt Meydan Savaşı’nda Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan’a yenilen ve bu nedenle gözleri oyulan Bizans Komutanı Romen Diyojen, kaçtıktan sonra Antakya Kralı’na sığınır. Kral, Romen Diyojen’i Tokaçlı Köyü’ne yerleştirir. Ölünceye kadar burada yaşayan Diyojen, köye yakın bir yer olan Mermenis’e gömülür.
Rüzgarın yarattığı bir başka doğal güzellik de Gelinler Dağı’nda bulunuyor. Soğuk ve sıcak hava ile rüzgarın etkisi sonucunda doğal bir değişime uğrayan Gelinler Dağı, aşınarak her biri bir dikit veya sütun gibi yükselen görünümüyle Ürgüp Peri Bacaları'nı andırıyor. Bu kayalar arasından Yunushan Köyü'nün doğusundan başlayarak aşağı doğru, tarihi çok eskilere dayanan Yunushan Kaya Mezarı’na rastlanır. Bu mezarların giriş kısmında, resimlere ve Arapça yazılara rastlanıyor. Müslümanların ziyaret ettiği önemli bir ziyaretgah da Mayadağı Köyü girişindeki Abdullah Süreh Ziyareti.
Mısır mimarisinin güzel bir örneği: KOZ KALESİ
Koz Köyü’nden 5 dakika uzaklıktaki Koz Kalesi, dere yatağının hemen üzerine yapılmış: Böylece dere doğal bir hendek görevi üstlenmiş. Mısır pramitlerinin yapım tekniği ile yapılan kale Antakya Prensliği dönemine ait. Kalenin dış yüzü büyük kare taşların düzgün kesimleri ile heybetli bir görüntüye sahip. Birbiri içine geçen kavisli odalardan oluşuyor ve pencereler içerden dışarıya doğru daralıyor. Böylece içerden dışarısı geniş bir açıyla izlenirken, dışarıdan içeriye bir saldırı en az düzeye indirilmiş. Antakya Latin Patriği’nin kullandığı kaleyi 1268 yılında Memluk Sultanı Baybars kuşatarak teslim almış. Koz Kalesi Kürşat ve Kusery Kalesi olarak da biliniyor. Kalenin üstüne çıkınca hala toprakla örtülü odacıklar, taş yollar ve o dönemden kalan çanak çömlek parçlarını görmek mümkün. Bir de Altınözü’nün yeşilden sarıya dönen tüm manzarasını...
NASIL GİDİLİR Has Turizm : 444 06 31
http://www.hasturizm.com.tr
BİLGİ Tourism Information : (0326) 216 60 98
NEREDE KALINIR Savon Hotel : (0326) 214 63 55 Orontes Hotel : (0326) 214 59 31
NEREDE YENİR Sultan Sofrası : (0326) 213 89 59 Antakya Evi : (0326) 214 13 50
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
Arkadaşına tavsiye et> |
WabbitWorks
Yemek Bölümündeki Yazılar Oktayusta.blogcu.com bloguna aittir.
şarkı dinle
Ferroli Servis ||
Ferroli Yetkili Servisi||
Çağrı Teknik||
ilahi dinle
ligtv izle
Oktayusx
Oda Oyunları
e okul
güzel sözler
beren saat
canlı maç izle
hatalığı
rüya tabirleri
Film izle
En Güzel Oyunlar
ÇılgınBlog
| |