Alanya, geniş plajları, turistik tesisleri ve tarihi eserleriyle
önemli bir tatil kentimiz.Gelenleri ilk karşılayan Alanya Yarımadası'nın
üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu
Kalesi'dir. Alanya tatil için
değerlendirebileceğiniz tatil yerlerinin başında gelmektedir. Alanya Akdeniz
kıyısında tarihin başlangıcından bu yana parlayıp sönen tüm uygarlıklara yaşama
alanı olmuş kentlerden bir başkasıdır.
Alanya otelleri,
denizi, kumu, güneşi ve plajları; değişik yemekler yiyebileceğiniz
alternatifleri, kafeleri ve geceleri keyifli kılan barlarıyla; tatil yerleri
içerisinde üst sıralara koyacağınız mekanlardan biri olmalı. Alanya tatil
cennetinde kendiniz ya da sevgiliniz için takı, mücevher, hediyelik eşya da
bulabilirsiniz. Kısacası Alanya'da tatil için, dinlenmek için, sağlıklı bir
yaşam için her şey elinizin altında. Bütün bunlara ek olarak diğer pek çok
bölgede olmayan bir gezi unsuruna daha sahip Alanya, mağaralar. Alanya'da
aşağıda listesini bulabileceğiniz ve gezmekten büyük zevk alacağınız mağaralar
bulunmaktadır. Tatil mekanları arasında bu kadar çok seçeneği bir arada
barındıran bir tatil beldesi kaçırılmamalı bizce.
Alanya
tatil cennetinde ilginizi çekebilecek başlıca eserler ya da bölgeler şunlardır:
Alanya Kalesi, Kızıl Kule, Leartis-Learti (Mahmutlar Harabeleri), Syedra
Harabeleri, Lotape (Aytap) Liman Kenti, Selçuklu Tersanesi, Süleymaniye (Kale)
Cami, Emir Bedrüddin Cami, Akşebe Sultan Mescidi, Alara Han, Şarapsa
Kervansarayı, Damlataş Mağarası, Büyük Dipsiz Mağarası, Çimeniçi Mağarası, Dim
Mağarası, Beldibi Mağarası, Derya Mağarası, Hasbahçe Mağarası, Kadı İni
Mağarası, Korsanlar Mağarası, Aşıklar Mağarası, Fosforlu Mağar
ALANYA KALESİ Surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi bulan Alanya Kalesi,
denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada
üzerindedir... Kandeleri adıyla da bilinen Alanya
yarımadasındaki yerleşim, Helenistik döneme kadar
inmekle birlikte günümüze kalan tarihi dokusu 13. yüzyıl
Selçuklu eseridir. Kale, 1221 yılında kenti alıp yeniden
inşa ettiren Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat
tarafından yaptırılmıştır. Kalenin 83 kulesi ve 140
burcu vardır. Ortaçağda surların içine yerleşmiş kentin
su gereksinimi sağlamak üzere 400’e yakın sarnıç
yapılmıştır. Sarnıçların bir kısmı günümüzde de
kullanılmaktadır. Surlar, planlı bir şekilde Ehmedek,
İçkale, Adam Atacağı, Cilvarda burnu üstü, Arap Evliyası
Burcu ve Esat Burcu’nu inerek Tophane ve Tersane’yi
geçip Kızılkule’de son bulacak şekilde inşa edilmiştir.
Yarımadanın zirvesinde açık alan müzesi olarak
değerlendirilen içkale bulunmaktadır. Sultan Alaaddin
Keykubat sarayını burada yaptırmıştır... Kalede yerleşim
günümüzde de sürmektedir. Ahşap ve kagir tarihi evlerin
önünde tahta tezgahlarda ipek ve pamuklu dokuma
yapılmakta, değişik figürlerde su kabakları boyanmakta,
küçük bahçelerde otantik yemek servisi verilmektedir.
Ayrıca kaleye çıkan yol üzerinde ve limana egemen
yamaçlarında restoran ve kafeteryalar vardır. Kale taşıt
trafiğine açıktır. Yürüyerek ise yaklaşık 1 saatte
çıkılabilir.
KIZILKULE
Limandadır. Kentin sembolü olan sekizgen planlı yapı 13.
yüzyıl Selçuklu eseridir. 1226 yılında Selçuklu Sultanı
Alaaddin Keykubat tarafından Sinop Kalesi’ni yapan
Halepli yapı ustası Ebu Ali Reha el Kettani’ye
yaptırılmıştır. İnşaat sırasında belli bir yükseklikten
sonra taş blokları kaldırmak güç olduğu için üst kısmı
pişmiş kırmızı tuğlalarla yapılmış ve bu nedenle
Kızılkule adını almıştır. Kule duvarlarında antik çağdan
kalma mermer bloklar görülmektedir. Sekizgen planlı ve
her bir duvarı 12.5 metre genişliğinde olan kulenin
yüksekliği 33 metre, çapı 29 metredir. İçinde zemin
dahil beş kat vardır. Kulenin üstüne yüksek aralıklı ve
85 basamaklı taş merdivenle çıkılır. Kulenin tepeden
aldığı güneş ışığı birinci kata kadar ulaşır. Kulenin
ortasında bir sarnıç bulunur. Kule denizden gelecek
saldırılara karşı limanı ve tersaneyi korumak amacıyla
yapılmış ve yüzyıllar boyunca askeri amaçla
kullanılmıştır. 1950’li yıllarda onarılan kule 1979
yılında ziyarete açılarak birinci katı Etnoğrafya
Müzesi’ne dönüştürülmüştür.
TERSANE
Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kenti almasından
altı yıl sonra Kızılkule’nin yakınında 1227’de yapımına
başlanmış ve bir yılda bitirilmiştir. Kemerli beş gözden
oluşan tersanenin denize bakan cephesi 56.5 metre,
derinliği 44 metredir. Tersane için seçilen yer, gün
ışığından en fazla yararlanılacak şekilde planlanmıştır.
Tersanenin giriş kapısındaki yazıt, Sultan Keykubat’ın
armasını taşır ve rozetlerle süslüdür. Alanya Tersanesi,
Selçukluların Akdeniz’deki ilk tersanesidir. Daha önce
Karadeniz’de Sinop Tersanesini yaptıran Alaaddin
Keykubat, Alanya Tersanesi ile “iki denizin sultanı”
unvanını almıştır. Tersanenin bir yanında mescit öteki
yanında muhafız odası bulunur. Gözlerden birinde de
zaman içinde körlenmiş bir kuyu vardır. Denizden
teknelerle ya da Kızılkule’nin yanındaki surlardan
yürüyerek ulaşılan Tersane’ye giriş ücretsizdir.
TOPHANE
Tersane’nin bitişiğinde denizden 10 metre yüksekliğinde
bir kayaya tersaneyi korumak amacıyla yapılan Tophane
vardır. 1227 yılında kesme taştan inşa edilen üç katlı
ve dikdörtgen planlı yapıda aynı zamanda savaş gemileri
için top döküldüğü bilinmektedir. Tersane ve Tophane’nin
Kültür Bakanlığı ve Alanya Belediyesi tarafından bir
Denizcilik Müzesi’ne dönüştürülmesi için çalışmalar
sürmektedir.
EHMEDEK
Kale’nin kuzey yamacında Bizans döneminden kalan küçük
kalenin yerine Selçuklu döneminde “orta kale” olarak
yeniden inşa edilmiştir. Giriş kapısındaki kitabeden
1227 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Adını, Selçuklu
döneminin inşaat ustası “Ehmedek”ten aldığı
sanılmaktadır. Üçer kuleli iki bölümünden oluşan orta
kale, kara saldırılarına karşı stratejik bir yerde ve
aynı zamanda sultanın sarayının bulunduğu iç kaleyi de
koruyacak konumdadır. Kulelerin günümüze kadar gelen
duvarları Bizans döneminde kayalardan yontularak
yapılmıştır. Orta kalenin içindeki üç sarnıç günümüzde
de kullanılmaktadır. Kale duvarlarında Selçuklu
döneminden kalma gemi resimleri vardır.
SÜLEYMANİYE CAMİSİ
Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad tarafından kentin
yeniden düzenlenmesi sırasında 1231 yılında kalenin
zirve kısmında, İçkale’nin hemen dışında yaptırılmıştır.
Ancak sonraki yıllarda cami yıkılmış ve 16. yüzyılda
Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından
tekrar yaptırılmıştır. Tek minareli cami, Alaaddin, Kale
ya da Süleymaniye adıyla anılır. Yapı moloz taştan ve
kare planlıdır. Sekizgen kasnak üzerine, kiremitli bir
kubbesi vardır. Kubbenin askılık görevi üstlenen kısmına
akustiği sağlamak için 15 küçük küp yerleştirilmiştir.
İbadet sırasında bu özellik ortaya çıkmaktadır. Son
cemaat yeri, dört ayak üzerine kiremitli üç kubbe ile
örtülüdür. Kapı ve pencere kapakları Osmanlı döneminin
ahşap oyma işçiliğinin güzel bir örneğidir.
BEDESTEN
Kale içinde, Süleymaniye Camisi yakınındadır. 14. ya da
15. yüzyılda Karamanoğulları döneminde çarşı veya han
olarak yapıldığı sanılmaktadır. Kesme taştan dikdörtgen
planlı bir yapıdır... 26 odası vardır ve 13 metre
genişliğinde 35 metre uzunluğunda bir avluya sahiptir.
Tarihi bina günümüzde otel, restoran ve kafeterya olarak
kullanılmaktadır... Avluya açılan orta çağ dükkanları,
otel odası olarak düzenlenmiştir. Bahçe kısmında,
merdivenle inilen büyük bir sarnıç vardır. Bahçenin
manzarası, bir yanıyla yukarıdaki kale surlarına,
aşağıdaki Akdeniz’e ve kumsala bir yanıyla da Toros
dağlarına hakimdir. Bedesten, işletmecisinden izin
alınarak gezilebilir.
DARPHANE
Yarımadanın ucunda, uzunluğu 400 metreyi bulan sarp
kayalıklardan oluşan Cilvarda burnu üzerindeki
yapılardır. Halk arasında “darphane” olarak anılmasına
karşın kesme taştan inşa edilmiş binalarda para
basılması söz konusu değildir. 11. yüzyıldan kalma taş
yapılardan biri küçük bir kilisedir, diğerlerinin ise
manastır olarak kullanılma olasılığı yüksektir. Küçük
kilisenin kubbesi ayakta durmaktadır. Kayaların üstünde
bir de sarnıç vardır. Cilvarda burnundaki yapılar
topluluğuna İç Kale’den kayalara oyulmuş basamaklarla
bir yol bulunmasına karşın yol günümüzde kullanılamaz
durumdadır. Denizden çıkış ise zor ve tehlikelidir.
Gerek İç Kale’den seyredildiğinde gerekse denizden
teknelerle burnu dönerken, etkileyici bir görüntüsü
vardır.
AKBEŞE SULTAN MESCİDİ
Kale içinde, Bedesten’in batısında, Süleymaniye
Camisi’nin 100 metre kadar ilerisindedir. Alaaddin
Keykubat’ın Alanya Kalesi’ndeki ilk kumandanı Akşebe
Sultan tarafından 1230 yılında yaptırılmıştır. Dışı
kesme taş, içi ve kubbesi tuğla örülüdür. Kare planlı ve
iki odadan oluşur. Odalardan biri mescit, diğeri Akşebe
Sultan’ın mezarının bulunduğu türbedir. Türbede, üç
mezar daha vardır. Eski kalıntılardan mescidin apsisinin
çinili olduğu anlaşılmaktadır. Kitabesinde “Tanrı yerin
ve göklerin gaiblerini bilir. Allah’ın mescitlerini
ancak O’na ve ahiret gününe inananlar imar ederler. 1230
yılında yüce sultan Alaaddin’in günlerinde Tanrı’nın
rahmetine muhtaç zayıf kulu Akbeşe yaptırdı”
yazmaktadır. Mescidin birkaç metre uzağında moloz taştan
kaide üzerinde tuğla gövdeli silindirik bir minaresi
bulunur. Şerefe kısmında biten minarenin ilginç bir
görüntüsü vardır.
ANDIZLI CAMİ
Tophane Mahallesi’ndedir. Adını hemen yanındaki andız
ağacından alan cami 1277 yılında Emir Bedrüddin
tarafından yaptırılmıştır. Emir Bedrüddin Camisi de
denir. Selçuklu döneminin özgün mimari özelliklerini
taşır. Kesme taştandır, yüksek olmayan bir minaresi
vardır. Minberi, Selçuklu tahta oymacılık sanatının en
güzel örneklerinden birini yansıtır. Camiye,
Kızılkule’nin yanından aşağı kapı yoluyla gidilir.
SİTTİ ZEYNEP TÜRBESİ
Kale’ye çıkan yol üzerinde, büyük bir kayanın
üzerindedir. Selçuklu ya da Osmanlı döneminden kaldığı
tahmin edilmektedir. Yapı, kare planlı ve kubbeli iki
odadan ibarettir. Odalardan birinde uzunca bir sanduka
vardır; diğer oda boştur. Evliya Çelebi, binanın Bektaşi
tekkesi olduğunu yazar. Sitti Zeynep hakkında kesin bir
bilgi yoktur. Kanuni Sultan Süleyman dönemi Osmanlı
vakıf defterlerinde türbeye ait vakfın adı “Sitti Zeynep
bin’t Zeynülabidin” olarak geçmektedir. Türbede mezarı
bulunan kişinin bir eren olduğu sanılmaktadır. Türbenin
bulunduğu kayanın içine antik çağda ikişer metre
uzunluğunda üç lahit oyulmuştur. Antik mezarlar, bir
dönem su deposu olarak kullanılmıştır.
HIDRELLEZ KİLİSESİ
Alanya merkezine 10 kilometre uzakta Hacı Mehmetli Köyü
sınırları içinde Hıdır İlyas mevkiindedir. Akdeniz’e
gören bir yamaç üzerine 19. yüzyıl başında kurulduğu
sanılan kilise, günümüzde de Hıristiyan ve Müslüman
ziyaretçiler tarafından ibadet amacıyla
kullanılmaktadır. Çatısı kagir, duvarları taş ve küçük
bir apsisi olan kilise dikdörtgen planlıdır. Kilisenin
içinde ahşap süslemeli bir ara kat vardır. Duvarlardaki
freskolar bozulmuştur. Kilisenin 1873 yılında onarım
gördüğü kitabesinden anlaşılmaktadır. Alanya Müzesi’nde
sergilenen kitabe, Grek abecesi ile Türkçe (Karamanlıca)
yazılmıştır. Kilise, Alanya’da yaşayan ve Türkçe konuşan
Ortodoksların 1924 yılındaki mübadelede Yunanistan’a
gitmeleriyle kapanmıştır. Yanında su kaynağı bulunan
Hıdrellez Kilisesi’nin bir adı da Agios Georgios
Kilisesi’dir. Kilisenin benzerlerine Antalya Kaleiçi’nde
de rastlanmaktadır. Ören yerine giriş ücretsizdir.
ŞARAPSA HANI
Alanya’nın 13 kilometre batısında şehirlerarası karayolu
üzerinde 13. yüzyıldan kalma bir yapıdır. 1236-1246
yılları arasında Selçuklu Sultanı olan Gıyaseddin
Keyhüsrev tarafından tarihi ipek yolu üzerinde
kervansaray olarak yaptırılmıştır. Bir dönüme yakın
araziye inşa edilen yapının duvarları iri kesme taşlarla
örülüdür. Orta çağın önemli konaklama merkezlerinden bir
olan kervansaray günümüzde eğlence merkezi olarak
kullanılmaktadır.
ALARA KALESİ
Alara Kalesi, Alanya’nın 37 kilometre batısında,
denizden 9 kilometre içeride Selçuklu Sultanı Alaaddin
Keykubat tarafından 1232 yılında yaptırılmıştır.
İpekyolu üzerindeki kalenin işlevi, Alara Çayı
kenarındaki handa mola veren kervanların güvenliğini
sağlamaktır. Kale 200 metreden 500 metreye kadar çıkan
sarp bir tepe üzerinde kurulmuştur. Görkemli bir
görüntüsü vardır. Dış ve iç kale olarak iki kısımdır.
120 basamaklı karanlık bir dehlizden kalenin içine
girilir. Ören yeri olarak düzenlenerek ziyarete
açılmadığı için yaban otları ve yıkıntılara dikkat etmek
gerekir. Kalenin içinde kayalar oyularak tüneller
yapılmıştır. Kalıntılar arasında küçük bir saray, kale
görevlilerinin odaları, cami ve hamam vardır. Surları ve
patikaları izleyerek Alara Kalesi’nin zirvesine çıkmak
isteyenlerin en az bir saatlik tırmanışı göze almaları
ve buna göre donanımlı olmaları gerekir. Zirvedeki
manzara ise yorgunluğa değecektir.
ALARAHAN
Alara Kalesi’ne 800 metre uzakta bir düzlükte ve Alara
Çayı kıyısındadır. Tümüyle kesme iri taşlarla 2 bin
metrekare üzerine kervansaray olarak inşa edilmiştir.
1231 yılında yapılan han birkaç yıl önce onarılmış ve
bugün restoran ve alışveriş merkezi olarak
kullanılmaktadır. Kervansarayın nöbetçi kulübesi
günümüzde de özelliğini korumaktadır. Kervansarayın
ikinci kapısı, yolcuların kalacağı mekanlara açılır.
Uzun bir koridorun iki yanında odacıklar bulunur.
Kervansarayın içinde çeşme, mescit ve hamam vardır.
Yapının onarımı sırasında ortaya çıkan taş ustaların
imzaları da dikkat çekicidir. Alaaddin Keykubat,
Alanya’daki kitabelerde kendisini “Kara ve iki denizin
sultanı, Arap ve Acem ülkesinin sahibi” olarak
nitelerken, Alarahan’daki kitabesinde “Rum, Şam, Ermeni
ve Frenk memleketlerinin fatihi” ünvanını da almıştır.
Alarahan’a giriş ücretlidir. Handaki restoranın yanı
sıra Alara Çayı’nın kenarındaki küçük kır lokantalarında
da yemek yenilebilir ve servis yapılıncaya kadar çayda
yüzülebilir.
KARGI HAN
Alanya’nın batısında, Kargı çayının kuzeyindedir. Hanın
kitabesi olmadığı için yapım yılı hakkında bilgi yoktur.
46 metre eninde, 50 metre boyunda taş yapıdır. Roma,
Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Akdeniz ile İç
Anadolu’yu bağlayan yol üzerinde, Kesikbel mevkiinde
kervansaray olarak kullanıldığı sanılmaktadır.
Odalarının hepsinin tavanında hava bacaları
bulunmaktadır ve odalar orta avlunun etrafında
sıralanmıştır. Kapının karşısında taştan oyulmuş sabit
hayvan yemlikleri bulunur. Yapı harap durumdadır.
Doğanın
güzellikleri yeryüzünde dağıtılırken, Alanya bundan
fazlasıyla pay almıştır. Akdeniz’in en güzel
kıyılarından biri Alanya’dadır. Kilometrelerce uzanan
sahil, genellikle kumdur.
Kimi yerlerde öylesine ince bir kum vardır ki, vücuda
yapışmaz...
Alanya’ya
doğru rengi maviden turkuvaza dönüşen Akdeniz’den hemen
sonra Batı Toroslar yükselir... Çam ve sedir ormanlarıyla,
zirvelerden kopup gelen akarsularıyla, vadileriyle bambaşka
bir dünya yaratır Toroslar... Kentin içi portakallar çiçek
açtığı zaman parfümle yıkanmış gibi olur; her mevsim
rengarenk çiçekler yol kenarlarını süsler, insanın güzü ve
gönlü dinlenir Alanya’da... Mağaralar ise hem kara hem
denizdedir; büyüleyicidir, gizemlidir, şifalıdır... Ve
güneş, hayattır... Alanya güneşin gülümsediği yerdir...
Alanya' mız
yerküremizde 36 derece 33 dakika kuzey enlem ve 32,01 derece doğu
boylamı üzerinde bulunmaktadır .Alanya, Akdenizbölgesinin Antalya ili
sınırları içinde ve aynı adı taşıyan körfezin yaklaşık 130 km.
doğusunda yer almaktadır . Alanya'nın güneyinde Akdeniz , doğusunda
Gazipaşa, batısında Manavgat ilçesi,kuzeyinde yüksek dağlar ve
platoluklar arasında Gündoğmuş ilçemiz ve Karaman iline bağlı Hadim,
Taşkent ve Sarıveliler ilçeleri yer almaktadır.
Alanya'mızın
kuzeyindeki kütleyi, Batı Torosların kıyı sil sileleri
oluşturmaktadır.Burada yükseklikleri 500 / 600 metre ile 2500 / 3000
metre arasında değişen dağlar ve tepeler bulunmaktadır.Yüksek dağlık
sahalardan ovalara iniş sık sık görülen platolarla sağlanabilir. Bu
yaylalar batıda Alanya yarımadasının kuzeyine isabet eden kesiminde
kaybolur. Burada dalgalı ovalardan yüksek dağlık sahaya geçiş, nisbeten
dik yamaçlarla olmaktadır. Güneyde,etrafı iç içe üç sıra surdan ibaret
olan 6500 metre uzunluğunda yüzlerce yıllık yapılarla kaplı Alanya
yarımadası ( Kale ) yer alır,yarımada,dalgalı ovalarla Toroslardan
ayrılmıştır. Güneyde deniz yönünden kuzey yönüne,bir başka ifadeile,
geçit vermeyen Toroslardan iç Anadolu'ya Dim Vadisi, Kuşyuvası,
Goçdavut Gediği, çayarası, Yelköprü, Alara Vadisi ve bu adları alan
akarsuların açtığı yataklardan özellikle Selçuklulardan kalma tarihi
Kemer köprü ve Ali köprüsü Dim vadisinde Akköprü gibi yerlerden geçmek
mümkün olabilir.
Buna göre ilçemizde
tipik bir Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Bu iklimin özelliği,
kışlarının yağışlı ve nemli,yazlarının ise kurak ve sıcak oluşudur.
Ayrıca bulunduğu yer itibariyle de diğer yörelerden farklı bir özellik
taşımaktadır ilçemizin doğu, kuzey ve batısının yüksek dağlarla çevrili
olması ve bu üç ana yönden gelen rüzgarların bu dağlar tarafından
kırılması; Dünya'nın dört bir yanında yetişen bitkilerin çok sevdiği
bir yer olmasına yol açmıştır.Tarih ve Tabiat cenneti Alanya' mızın
bütün dünya insanlığının büyük ilgisini çekişindeki önemli faktörlerden
birisi de ikliminin özelliğidir. Alanya'mızın iklim özelliklerine bir
göz atalım. Uzun yıllara yayılmış iklim verilerine bakıldığın-da, bir
yıllık ortalama hava sıcaklığının 19 olduğu görülür. Yine yıllık
ortalamalara bakıldığında, en sıcak ayın 27 derece ile Ağustos, en
soğuk ayın ise 12 derece ile Ocak ayı olduğunu görürüz. Ancak son
yıllarda şehirdeki hızlı yapılaşma ile sirkülasyonun azalması nedeniyle
birkaç derece artmış olabilir . Ayrıca buna paralel olarak da bir
yıllık ortalama hava sıcaklığının aylara göre değerlendirilmesi de ,
Ocak : 11,6
Mayıs : 20,2
Eylül : 24,3
Şubat : 12,2
Haziran : 24,4
Ekim : 20,3
Mart : 13,4
Temmuz : 26,8
Kasım : 16,1
Nisan : 16,5
Ağustos : 27,1
Aralık : 13,1
°C derece olduğu görülür .
Temmuz
ayında hava sıcaklığı 27 derece iken, ilçenin Kuzey Doğu yönündeki 2500
metre yüksekliği bulunan Akdağ Tepesinde 14 derece olduğu görülür.Kışın
ise, ilçe Merkezinde hava sıcaklığı 12 derece iken bembeyaz karlarla
kaplı Akdağ tepesinde sıfırderecenin altlarında olduğu görülür. Bu
sebeble, yerli Alanya' Iılar yaz mevsiminde Şehir Merkezine 25 - 65 Km
uzaklıkta bulunan yayIalara göç ederler. Yukardaki örneklerden de
anlaşılacağı gibi,yaz kışşehir merkezi ile yüksek yaylalardaki sıcaklık
farkının 1314 dereceye kadar vardığı görülmektedir. En önemlisi de
yazın şehir merkezindeki nem oranının çok yüksek oluşu göz ardı
edilmemelidir. İlçemizde pek nadir de olsa, kış aylarında don olayları
görülür. Muz ve sebze üreticileri don olayına karşı bir önlem olarak,
Kuzey rüzgarlarının tesir edemeyeceği düzlük ve yamaçlarda ürünlerini
yetiştirirler .Ayrica bunIara ilaveten soguk gecelerde sebze ve meyve
bahçelerinde biçki tozu veya saman talasi yakarak çikan dumanlardan don
olayinin zayiflamasini sağIarlar.Yıllık ortalama toprak sıcaklığı hava
sıcaklığından daima 23 derece daha fazladır. Buna paralel olarakta kış
mevsiminde özellikle Aralık ayının ikinci yarısı ile Şubat ayının
ikinci yarısıarasında, hava sıcaklığı ile toprak sıcaklığı arasindaki
oluşan farklılık nedeniyle nadirende olsa don olaylari
görülür.İlçemizde deniz suyu sıcaklığı kış mevsiminde hava
sıcaklığından daha fazladır. Bir yıllık deniz suyu sıcaklığı
ortalamaları aylara göre şöyledir.
Ocak : 17
Mayıs : 21,1
Eylül : 26,9
Şubat : 16,1
Haziran : 24,2
Ekim : 24,4
Mart : 16,3
Temmuz : 27,1
Kasım : 21,3
Nisan : 17,9
Ağustos : 28,2
Aralık : 18,4
İlçemizde,bulunduğu
yer itibariyle yıllık ortalama hava basıncı 759.6 mm dir. Kış ve
ilkbahar mevsimlerinde iniş ve çıkışlara rastlanmakta ise de
yazmevsiminde basınç düşer.Buna karşılık Mart ve Haziranayları arasında
basınçta devamlı artışlar görülür. İlçemizde ok değişik yönlerden
rüzgarlar eserse de, etkin rüzgarların genellikle güneydoğu yönünden
estiği görülür. Bahsedilen bu aylarda ise, güney rüzgarları daha
etkindir. En şiddetli rüzgarlar Ocak ayında etkin olmasına rağmen bu
rüzgarların zarar verdiği pek ender görülür.Ancak bu aylarda Iimanımıza
gelen küçük tonajlı gemilerin sığınabilecekleri yer olmadığı için
fasılalarla bir çoğu karaya oturmuş veya kayalıklara,çarparak
parçalanmıştır. Daha önceden rüzgar çıkacağını öğrenenIer Antalya
istikametindeki Adrasan mevkiine sığınırlar. 1952 -1962 ve 200 1 kış
aylarında Iimanda bulunan sayısız büyük küçük teknelerin parçalandığı
görülmüştür. Bu konuda yıllardır çalışılan ve bir türlü tamamlanamayan
Balıkçı Barınağı ve Yat Limanı inşaatları da tamamlanmak üzeredir. Yaz
aylarında, bol nemli bunaltıcı sıcaklarda imdadımıza yetişen
meltemlerin ferahlatmasına doyum olmaz. Bunun içindirki bu mevsimde
kilometrelerce uzanan altın kumlu tabii plajlarımız dünyanın çeşitli
ülkelerinden gelen insanlarla dolar taşar.
İlçemizde buharlaşma
kış mevsiminde az, yaz mevsiminde ise çok yüssektir. Geceleyin en
yüksek düzeylere çıkan nisbi nem, öğle saatIerinde en düşük seviyede
seyreder. Bunun içindirki bu saatlerde herkes piknik yerlerinde denizde
ve havuzlarda vakit geçirirler.
Kış mevsiminde en
yüksek seviyelerde bulunan bulutluluk oranı, yaz mevsiminde en düşük
seviyelere iner.Ayrıca bütün bir yıl boyunca gecelerin gündüzlere
nazaran daha az bulutlu olduğu görülür. İlçemiz yurdumuzun en fazla
yağış alan yörelerinden birisidir. Kış mevsiminde bardaktan
boşanırcasına, gök gürültülü ve şiddetli yağmurlar yağar. Özellikle ilk
yağmurlarda ve daha sonraki gürekli yağışlarda küçük derelerden
birle-şerek çaylarainen sular baskınlara neden olurdu .34 yıl öncesinde
bir kaç hemşehrimizi sel felaketinde kaybettik.Kışlık yağmurlarla
birlikte sık sık yıldırım olaylarına da rastlanmaktadır.
İlçemizde uzun
süreli yağışlarla ilgili günümüze kadar süre gelen bir olaydan da söz
etmek sanırım yerinde olur.Yıllar önce bir iş için ilçemize gelen bir
yurttaşımız, daha Alanya'ya ayak basar basmaz başlayan ve hiç durmadan
bir ayı aşkın yağan yağmurla karşılaşır. Bir türlü dinmek , durmak
bilmeyen yağmurdan dolayı yurttaşımız işini bitiremeden geri dönmek
zorunda kalır.Aylar sonra, ilgili yurttaş kendi memleketinde gördüğü
bir Alanya'lıya; ''Arkadaş, sizin memlekette yağmur hala yağıyor mu
diye sorar hatta yöremizde bir inanıştır , yağmurlu havalarda ölenler
için kefenine su değmesin yoksa kırk gün sürekli yağmur yağar savı
vardır.İlçemizde yıllık yağış ortalamasının 3-4 ayı bulduğu görülür. En
fazlayağış Aralık ve Ocak aylarında görülmesine karşılık en az yağış
bile yağmur yağmaz. Eskilerde büyüklerimizin bununla ilgili olarak,
Ağustos ayında yağmur yağdığı zaman, "bak bak ahir zaman yaklaştı"
dediklerini hatırlarım.Ancak Kurban bayramı ertesinde yağan yağmur
hangi ay olursa olsun bayramda kesilen hayvanların kanlarının
temizlenmesine işaret sayılırdı. Kar ve yağmurun en şiddetli olduğu
yüksek yerlerden doğan Sedre, Dim, Oba, Şarapsa (Serapsu) Kargı ve
Alara çayIarı, ilçemizin verimli topraklarını sulamaktadırlar.
ilçemizde kar yağışı hemen hemen hiç görülmez.En son olarak, 1969
yılında ilçe merkezine 3-4 cm. kadar kar yağmışsada hemen eriyerek
kaybomuştur.
İlçemizin kuzey ve
doğusunu çevreleyen, yükseklikleri 1 000-2500 metreyi bulan
dağlarımızda, bütün kış boyu, hatta ilkbaharda bile bembeyaz kar
manzaralarını görmek mümkündür. Hatta bu konuyIa uğraşanlar yaz
aylarında ilçe merkezinde sıcaktan bunalanlara ve şerbetçilere satmak
için bu dağlarda açtıkları kar kuyularından çıkartıp atlara katırlara
yükletip şehir merkezine kar satmaya gelirler. Taki 1952 yılında Oba
çayı üzerine kurulan elektrik santralıvasıtasıyla şehirde üretilen buz
kalıplarına kadar.
Alanya'ya
7km mesafede Elikesik Köyü sınırlarında kalan Hamaxia'da oldukça iyi
korunmuş surlar, çeşitli ev kalınıtları, geç dönemde kiliseye
çevrildiği sanılan büyük yapı, kule ,çeşme, 11 yazıtlı bir Exedra
Surlar arasında bir Nekropol bulunur. Roma ve Bizans dönemlerine ait
özelliklere rastlanan kentte M.S. 1. yüzyıla ait izler bukunmaktadır.
Syedra Antik Kenti Alanya'ya
18 km uzaklıkta Mersin Yolu üzerinde M.Ö. 3. yüzyılda tarih sahnesine
çıkmış bir kenttir Syedra. Tepe üstüne kurulan kente tırmanınca masmavi
suların arasına doğru uzanan Alanya yarımadası ve Kaleyi oluşturan bir
dantel niteliğindeki surlardan oluşan manzara karşısında çektiğiniz
büyük yorgunluk ve zahmetleriniz bir anda kayboluverir. Hellenistik
çağa ait oldukça harap olan kalıntılar arasında hamam, revaklı yol,
fresko izleri taşıyan mezarları ve muhteşem anların yaşandığı bir
sarayın kalıntıları mevcuttur. Bölgede bulunan yazıttan Syedralıların
korsanlardan rahatsız oldukları ve bu nedenle tanrıların yardımlarına,
öğütlerine muhtaç oldukları, ileriye yönelik kehanetle ilgili
isteklerinin olduğu anlaşılmaktadır. Kente girişi sağlayan anıtsal
görünümdeki kapının lentosu halen sağlam bir şekilde ihtişamını
sürdürmektedir . Giriş kapısının sağında doğal yapıya uygun olarak
teraslama şeklinde alt alta üçlü bir sulama sistemi mevcuttur. Sulama
sistemini oluşturan havuzların günümüzde bile kullanılması teknolojinin
aslında yüzyıllar öncesindeki bir kanıtıdır. Suyu yakınındaki bir
mağaranın içinden çıkan kaynaktan sağlanmakta ve içinde uzun
dehlizlerin bulunduğu mağaranın girişi taşlarla tonoz şeklinde
örtülmüştür. Kentin doğusunda iki katlı çok görkemli bir yapı kalıntısı
aslında yer yer zemininde mozaik kalıntıları bulunan şehrin hamamıdır.
Hamamın hemen karşısında kuzey güney doğrultusunda uzanan bir zamanlar
kral ve kraliçelerin gezip dolaştıkları sütunlu caddede yürürken sanki
o ahenkli havayla coşarsınız. Caddenin batı yanı duvarlar örülmüş ve
duvarlara heykel koymak için nişler yapılmış taş kaideler konulmuştur.
Caddenin diğer yönündeki sütunlar Korint başlıklı siyahımsı granitten
yapılmıştır. Kentte bulunan bir onur yazıtından burada bir halk meclisi
ve senatonun olduğu Syedra'daki yapıların çoğunun tabanının mozaiklerle
süslülüğü dikkate şayandır. Mozaikte mitolojideki 3 güzelleri temsil
eden 3 kız resmi, ve Paris'i simgelediği sanılan bir erkek resmi kentte
mozaik sanatının ayrı bir yeri olduğunu göstermektedir.
Leartes Antik Kenti Toroslarda
Dim vadisi ağzında yükselen Cebeli Reis dağının 850 metresinde kurulmuş
olan Leartes dağlık Klikya'nın bir başka önemli kentidir. M.S. 1. ve 3.
yüzyıllar arasında en parlak devrini yaşayan kentin adının Leartes
olduğu Roma İmparatorlarından Vespasiyen'e ait bir heykel kaidesindeki
yazıttan anlaşılmaktadır. İki katlı gözetleme kuleleri kentin dikkati
çeken yapılarıdır. Kentin Batı kesimindeki düzlükte yer alan sportif
yarışmaların yapıldığı Agoranın batısı dükkan sıraları, güneyi hamam,
kuzeyi Exedra ile sınırlıdır. Agoranın hemen kuzey bitişinde yarım
yuvarlak formlu oturma sıralarında kartal pençeleri ve süslemeleri ile
Exedra göze çarpar. En kuzeyde Claudius döneminde inşa edilmiş Sezar
tapınağı mevcuttur.
Iotape (Aytap) Antik Kenti Antichus'un
karısı Iotape'nin anısına adının verildiği bu şehir Alanya doğusunda
Gazipaşa yolunun 26. km'sinde M.S. 38-72 yıllarından kalmadır. Antik
şehrin 50-100 m ebatlarında tabii bir limanı vardır. Bir yarımada
şeklindeki oldukça yüksek bir tepe üzerinde kurulan kalesine zor da
olsa tırmandığınızda, etrafı surlarla çevrili bu kalenin tepesine çıkıp
çevrenize göz attığınızda, bir yanda yemyeşil muz bahçeleri, tabii
plajları, Akdenizin çeşitli tonlardaki mavilikleri, görmediğiniz
bilmediğiniz bitki türleri, öbür yanda binlerce yıl evvel yaşamış
insanların bıraktıkları büyük bir özenle imar edilmiş antik cadde,
hamam, kilise, nekropol, akropol şaheserlerini görecek ve anılarınızın
birer süsü olarak belleğinizde yer alacaktır.
Diğer Antik Kentler Justinianopolis
(Karaburun), Augea (Konaklı), Naula (Mahmutlar), Ptolemaios (Fuğla),
Pisarissos (Esentepe), Marassos (Büyükpınar).
Alanya Arkeoloji Müzesi İçinde
14 kapalı, bir açık teşhir salonu olan müzenin birinci bölümünde
arkeolojik eserler sergilenmektedir. Tarih öncesi ve sonrası yaşamış
Frigya, Lidya, Yunan ve Bizanslılara ait sayısız eserlerle birlikte
birçok kralın ve imparatorun kendi adlarına bastırdıkları çeşitli
devirlere ait paraları ve müzenin simgesi durumundaki MS II. yüzyıla
ait Herakles'in bronz heykelini görebilirsiniz. Etnografik eserlerin
sergilendiği ikinci bölümde Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eserler ve
eski bir Alanya evi odası görülmeye değerdir. Tunç çağı, Urartu, Frigya
ve Lidya eserleriile Hellenistik çağa ait çanak, çömlek ve zengin Roma
dönemi arkeolojik eserlerinin sergilendiği müze bahçesinde soğuk
meşrubatınızı yudumlarken Akdeniz ikliminin ilginç bitki örtüsünden
oluşan çiçek ve meyve türlerini de görebilirsiniz.
Kızılkule Etnoğrafya Müzesi Askeri
amaçla ve limanı kontrol altında tutmak için 1226 yılında yapılmış olan
bu anıtsal yapı, Selçuklu sanatının eşsiz örneklerinden olup;
Alanya'nın simgesi durumundadır. 1951-1953 yıllarında onarıldıktan
sonra 1979'da yapının giriş katında Alanya yöresine özgü halı, kilim,
giysi, mutfak gereçleri, silahlar, tartı aletleri, aydınlatma aletleri,
dokuma tezgahı ve yörük kültürünü yansıtan çadır gibi etnoğrafik
nitelikte eserler sergilenerek, yapıya etnoğrafya müzesi işlevi
kazandırılmıştır.
Atatürk Evi Müzesi 18
Şubat 1935 tarihinde Ulu Önder Atatürk'ün Alanya'yı ziyareti sırasında
kaldığı ev bugün müze haline getirilerek ziyarete açılmıştır. Müzenin
birinci kat odalarında Atatürk'ün kişisel eşyaları, fotoğraflar,
Atatürk'ün Alanyalı'lara yazmış olduğu bir telgraf ve diğer tarihi
belgeler sergilenmektedir. İkinci kattaki diğer oadalarda ise tipik bir
Alanya evi canlandırılmakta, çevreye özgü etnoğrafik eşyalardan
örnekler sergilenmektedir.
1 - Akdam : 25 km 2 - Akçatı : 18 km 3 - Alacamii : 44 km 4 - Asmaca : 21 km 5 - Bademağacı : 19 km 6 - Basırlı : 9 km 7 - Bıçakcı : 18 km 8 - Bucak : 30 km 9 - Çakallar : 35 km 10- Değirmendere : 11 km 11- Deretürbelinas : 30 km 12- Elikesik : 16 km 13- Esentepe (Karaboynuzlar) : 30 km 14- Gözüküçüklü : 27 km 15- Gümüşkavak : 26 km 16- Hacıkerimler : 30 km 17- Hacımehmetli : 2 km 18- Karakocalı : 6 km 19- Kayabaşı : 25 km 20- Kızılcaşehir : 12 km
21- Kuzyaka : 18 km 22- Mahmutseydi : 25 km 23- Obaalacamii : 18 km 24- Öteköy : 24 km 25- Paşaköy : 20 km 26- Saburlar : 42 km 27- Soğukpınar : 27 km 28- Süleymanlar : 32 km 29- Taşbaşı : 32 km 30- Toslak : 26 km 31- Türktaş : 29 km 32- Uğurlu : 26 km 33- Ulugüney : 34 km 34- Uzunöz : 20 km 35- Üzümlü : 28 km 36- Yalçı : 30 km 37- Yaylalı : 16 km 38- Yeniköy : 28 km 39- Aliefendi : 27 km 40- Başköy : 43 km
41- Beldibi : 45 km 42- Beyreli : 30 km 43- Büyükpınar : 43 km 44- Çamlıca : 44 km 45- Fakırcalı : 38 km 46- Hocalar : 42 km 47- İmamlı : 40 km 48- İshaklı : 21 km 49- İsbatlı : 30 km 50- Karapınar : 54 km 51- Keşefli : 30 km 52- Kocaoğlanlı : 33 km 53- Özvadi : 41 km 54- Sapadere : 41 km 55- Seki : 22 km 56- Şıhlar : 38 km 57- Tırılar : 37 km 58- Uğrak : 37 km 59- Yaylakonak : 42 km 60- Yeşiköz : 38 km
1- Avsallar Kasabası : 25 km 2- Cikcilli Kasabası : 3 km 3- Çıplaklı Kasabası : 8 km 4- Demirtaş Kasabası : 25 km 5- Emişbeleni Kasabası : 24 km 6- Kargıcak Kasabası : 20 km
7- Kestel Kasabası : 10 km 8- Konaklı Kasabası : 16 km 9- Mahmutlar Kasabası : 17 km 10-Oba Kasabası : 6 km 11-Okurcalar Kasabası : 30 km 12- Payallar Kasabası : 22 km 13- Tosmur Kasabası : 8 km 14- Türkler Kasabası : 20 km 15- Yeşilköy Kasabası : 27 km 16- Güzelbağ Kasabası : 41 km